Showing posts with label meme. Show all posts
Showing posts with label meme. Show all posts

2009-06-08

Kolbastı

Bana Kolbastı'nın ne olduğunu anlatabilir misiniz?

God helps those who help themselves*, sözlüğe bakıyoruz: "Doğu Karadeniz Bölgesi'ne özgü, halka oyunlarından, hareketli, bireysel özellikleri öne çıkaran bir tür oyun."

Ama ben bunun kolbastının tanımı olduğundan şüpheleniyorum. Kolbastı'nın değil.

Varsayın: Televizyon izlemiyorum. Gazete okuyamıyorum. Popüler kültüre dair hiç bir şey bilmiyorum. Bana Kolbastı'nın ne olduğunu hala anlatabilir misiniz?

Bu aralar meme'ler üzerine düşünüp konuşurken iyi oldu bu Kolbastı'yla karşılaşmam. Çok güzel bir örnek teşkil ediyor; öğrendiğim kadarıyla toplumun çoğuna bulaşmış, yaşamlarda değişiklik yapmaya bile başlamış. Şüphesiz ki popüler medya var bulaşıcılığının arkasında.

Varsayın: Muhafazakarlığın† uzun zamandır görülmemiş bir yükselişte olduğu, ekonomik krizle boğuşan, laiklik ve insan hakları tartışmalarının yapıldığı bir ülke. Bu ülkede virütik yayılımın mucizelerini çok iyi bir şekilde gösteren bir fikir, meme. İçeriği? Bir tür halk oyunu.

Bana Kolbastı'nın ne olduğunu hala anlatabilir misiniz?

--
*: Benjamin Franklin
†: to say the least

2009-06-02

Televole ülkesinde vidyo paylaşılırsa

Youtube kapandı. Facebook'ta vidyo paylaşımı patlamış durumda. Bu iki olay arasında korelasyon kurmakta güçlük çekiyor olsam da, ikincisi hakkında bazı izlenimler edinmemek elde değil.

Facebook'ta paylaşılan vidyoların başlıklarına dikkat ettiniz mi hiç? Ortak özelliklerini sıralıyorum:
1) Bozuk Türkçe.
2) Popüler medyada kullanılan "heyecanlı" kalıplar.
3) Tanımladıkları vidyolarla alakaları olmaması.

İlkine burada deyinmeyeceğim. "De",* "-de" ve "mi" kullanımı, ulusal olarak beceremediğimiz şeylerden bir tanesi; bunu kabul etmiş durumdayım. Amerikalıların "there"/"their"/"they're"'leri gibi.

İkinciyle üçüncüsünü de birbirleriyle alakalı görüyorum.

Az önce Facebook'ta bir vidyo izledim. 1-2 sene kadar önce Youtube'da izlediğim, televizyondaki bir hukuk danışmanlığı programına bağlanan ama susmayı bilmediği için iletişim kuramayan, avukat sunucunun "evet/hayır" sorularına bile 7-8 cümleyle karşılık veren [h]isterik bir kadının telefon görüşmesi vidyosu. Başlığı? "sunucunun çıldırdığı an".

Beni bu yazıyı yazmaya iten de bu başlık zaten. "Sunucunun çıldırdığı an." Üçüncü sınıf haber bülteni/magazin programı "daha iyi bir şey bulamadık" haber başlığı gibi değil mi? Merak edilebilir bir çıldırma, cinnet olayının, televizyon gibi "resmi" bir medyumda gerçekleştiğini, üstelik bir anda gerçekleştiği için hem değişimi herkesin görebileceğini, hem de fazla zamanlarını almayacağını ima ediyor. Ve tabii ki, söz verdiğim üzere, vidyonun içeriğiyle alakası yok. (Vidyonun tepe noktasında, sunucu dayanamayıp gülmeye başlıyor, birkaç saniyeliğine.)

Virütik; memetik. "Televole kültürü" bile diyebiliriz.

"Sunucunun çıldırdığı an."
"Karar anı."
"Maymun kuaför olursa!!!."
"çOk koMiKKKKK senDe güLL :)))))))"

Internet gibi samimi ve bireysel bir ortamda, popüler kültür ve medyadan alınmış bu yapay samimiliği niye kullanıyoruz? Böyle özgür bir medyuma geçiş aşamasında, neden eski valizlerimizi taşımakta ısrar ediyoruz?

--
*: Programcı olduğum için tırnak işaretlerini genel kullanımdan farklı kullanıyorum.